Bizden – Aralık 2023 | Haki̇kat İlerlemektedi̇r, Mi̇lleti̇mi̇ze Duyurulmuştur

Şehir ve Kültür Dergisi olarak dünyanın sıkıntılı günlerinde yeni bir sayı ile huzurunuza geldik. Kravatımız bağlıdır, saçımız taralıdır.

İnsan ruhunda nefret yaratan şeylere “Din” demeye imkan var mıdır? Bugünkü İsrail’in başındaki katil, aklı sıra kendi dinin-den pasajlar okuyarak ideallerini açıklıyor. Evet böyle söylemlere din denemez ki, bizim bilgimiz onların tahrif edilmiş yalan sözlere itibar ettiğidir.

Son din, bizim dinimiz İslamiyet’in dünya düzenini müreffeh kılacak kitabı Kuran-ı kerimde buyurulur ki: “Her ne zaman onlar (İsrailoğulları) harp ateşini tutuşturdularsa, Allah onları söndürür. Halbuki onların âdetleri arz üzerinde fesad çıkarmaktır. Elbetteki ; Allah müfsidleri sevmez!”

Birinci dünya savaşında Filistin cephesinde her türlü oyunların karşısında, ordularına ajanlarına tezgahlarına karşı mücadele eden, Osmanlı ordusunun kıymetli mensuplarından Cevat Rıfat Atilhan, bu savaş sırasında ve daha sonraki hayatı boyunca Yahudilerle mücadele etmiştir. Konuya her alanda hakim olması ve tespitleri bizim için çok değerlidir. yüz küsur yıl önceki durumla bugün arasında fark yoktur… Zamanın geçmesi ile onların bu topraklarda artan hakimiyetini görmekteyiz.. Milis Generalimiz Cevat Rıfat Atilhan’ın bilgilerini kaleme dökmesi çok önelidir, istifade etmemiz gerekir. Bu sebeple bize intikal eden not ve bilgilerini paylaş-malıyım; “Yahudilerin Gizli devlet ve fesad programı… Hudutsuz hürriyet sistemi içinde sarfedilen gayret semeresizdir. Zira başka çalışmalarla karşılaşırız. Ve bundan ahlâkî büyük ihtilaflar, hatalar ve muvaffakiyetsizlikler çıkar. Bu hürriyetle, Yahudi olmayanları o kadar yoracağız ki, Nihayet bizi; bütün milletlere şamil bir kudreti tanımak mecburiyetinde kalacaklardır. Bu öyle bir iktidar olacak ki; Dünyanın bütün devletlerini kuvvetleri sarsılmaksızın ihata edecek ve İsrail’in büyük hükümeti kurulacaktır. Bizim, Mescidi Aksa’yı yıkarak yerine ikame edeceğimiz “Solomonun Heykeli” bütün dünya milletlerinin kıblesi olacaktır. İnsanların bam tellerine dokunarak bazen irticaa, bazen çılgınca ve delice yeniliklere, modaya ve açık saçıklığa sevk edecek, ahlâkı yıkacak ve bu temel üzerinde kendi rakipsiz hükümranlığımızı kuracağız. Teşkilatımız o kadar kuvvetli olacak ki; Paramızla beslenen ve sayemizde zenginliğin tadını tadan generaller emrimizden çıka-mayacak ve onlar vasıtasıyla yaratacağımız yaygaralar halkın ve Yahudi olmayanların sesini boğarak ,bütün milletler saltanatımıza boyun eğmekten başka çare olmadığını teslim edeceklerdir.”

“Bu kadar sarih ve küstah bir programı hadiselerin mihengine vurduğumuz ve son zamanlarda kalemlerini yahudiye satmış, sonradan görme mukaddesat ve Türk düşmanlarının yaygaralarına kulak verdiğimiz zaman, İsrailoğullarının kafasından çıkmış şeytanî programın dehşetine mi, yoksa ne kadar muvaffakiyet ve ustalıkla tatbik sahasına konduğuna mı şaşmak lazım geldiğinde tereddüt ederiz.. Bu fesad programı 1829 senesinden beri Dünyanın her köşesinde tatbik mevkiindedir…” Yahudi olmayan kavimler bu dağınıklık içinde an be an boğulmak tehlikesine maruzdur. Bu manevi kangreni nasıl mağlup edebiliriz? Düşünmeliyiz.

Bu kangren ki; bütün milletlerin milletlerin malî , iktisadî ve maddî servetlerinden daha kıymetli olan fikrî, maddi ve mânevî ata miraslarını nasıl kurtarabiliriz?
Bilmeliyiz ki; bugün bizleri çöküşe ve felakete sevk eden buhran katiyen arızî değildir. Ağır, sistemli bir tarzda bir sürü caniler tarafından meydana getirilmiştir…” En mütevazi Türk köylüsünden, dağ başındaki çobanlara varıncaya kadar Türkler düşmanlarını tanımışlardır..

Bugün hepsi aynı müşterek gaye ve emel peşinde koşan ve cümlesi arzı mevudda kurulacak, ve bütün dünya milletlerine kıble olacak olan David’in heykelinin hayaline yüz çevirmiş bulunan dönme, mason ve Siyonistlere karşı cephe tutmuş olan milletimiz artık felaketlerin kaynağını ve düşmanlarını iyi tanımaktadır. Hakikat ilerlemektedir. Milletimize duyurulmuştur. Onun şerefli yükselişini durdurmaya çalışanlar behe-mehal milli irade ve milli vicdan önünde er veya geç mağlup olacaklardır.

Siyonizm’in bu fesad programı yalnız biz Türkler için değil, Bütün dünya milletlerinin perişan edilmesi için meydana getirilmiştir. İşin acı tarafı; bu melun teşkilattan en çok zarar gören bizim milletimizdir. Vatanı parçalanan biziz. Onlar daha 1897 tarihinde Türk devletini parçalamayı karar altına almışlardı.. Bunun için uzun yıllar çalışmışlar,1.dünya savaşında Filistin’de Türk ordusunu mağlup etmek için alçakça hıyanetler ve casusluklardan bugünkü duruma geldiler… Bu coğrafyada, Tüm dünyanın hedef olarak belirlediği ülke Türkiye’dir… Kirli oyunların oyuncusu İngiltere’dir, Uygulayıcısı ABD dir, Maşası ise İsrail’dir… Tarih boyunca Şehirlerimizi ve Kültürlerimizi korumak için mücadele ediyoruz.. Bizler bugün bu şuurla kalemimizle Şehir ve Kültür mücadelesi veriyoruz, asıl olan vahdet şuuru ile bu mücadeleyi vermektir… “Bu mücadelemiz; Misakı Millî sınırlarıdır, Bu sınır Süngümüzün gittiği her yerdir!” Şehir ve Kültür Dergisi olarak dünyanın sıkıntılı günlerinde yeni bir sayı ile huzurunuza geldik. Kravatımız bağlıdır, saçımız taralıdır.

Hz. Mevlâna der ki: “Adalet nedir? Her şeyi yerine koymak. Zulüm nedir? Bir şeyi yerine koymamak, başka yere koymak.”

Hoş bulduk efendim, hoşça bakın zâtınıza…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir