Bir Kâbe Masalı

Sana dokunduğum ellerimin mis kokusunu/ İçime çekiyorum canım Kabe’m…

Suudi Arabistan’da bulunan Mekke şehri, ülkenin (Arap yarımadasının) büyük bir kısmını kaplar. Ürdün, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Bahreyn ile sınır komşusudur. Mekke (Mescid-i Haram, Kâbe) biz Müslümanlar için kutsal bir beldedir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) burada doğmuştur. Kuran-ı Kerim Hira Mağarasında indirilmeye başlanmıştır. Kur’an’da ‘şehirlerin anası’ (ummu’l kur’a) sıfatıyla anılır. Burayı anlatmak kelimelere sığar mı bilmem, illa gelip yaşamak gerekiyor. Mekke’ye en hızlı nasıl gidilir diye soranlara cevabım, uçakla Cidde üzerinden gidebilirsiniz şeklinde olacaktır. Cidde, Suudi Arabistan’ın batısında, Kızıldeniz kıyısında, bulunan kalabalık bir şehirdir. Ayrıca sadece umre haccı ve Mekke’ye hac için kullanılan uluslararası bir havaalanı mevcuttur.  Ramazan umresi yapmak düşüncesi ile Ankara’dan hareketle yolculuğumuz başladı. 2,5 saat öncesinden bagaj kontrolümüz yapıldı. Uçağımız çok kalabalıktı. İçim o an sanki izdihamdı. İşlemler tamamlandı, saat 17.00’de uçağa bindik. Bu arada uçakta ikindi ve akşam namazlarımızı kıldık. Ve saat 20.30 gibi Cidde havaalanına indik. Otobüslere binerek Mekke yolculuğumuz başladı. Gece otellerimize geldik ve otele eşyalarımızı bıraktık ihramlarımızla birlikte hemen ilk umremizi yapmak için Kâbe’ye hareket ettik.

Dünya gözüyle ilk kez Kâbe’yi gördüm. İlk duam “Tövbe istiğfardı…” O an başka dua aklıma gelmedi. Bülbül gibi şakıyan dilim sanki lal oldu bu ihtişam karşısında. Allahu Ekber dediğimi hatırlıyorum. Gözyaşlarım belki de lisan-ı halime tercüman oldu. O şekilde Sevgiliyle ne kadar süre göz göze kaldım hatırlamıyorum. Uzun yoldan geldim hasretin en ağırını yaşamışım diye düşündüm.

Birkaç gün sonra tüm hocalarımızla birlikte ikinci umremizi yapmak üzere Hudeybiye’ye geldik. İhrama girdik. İki rekât ihram namazımızı kılıp niyetler tamam olarak Sevgiliye doğru yola çıktık. Yol kenarında tüm kafile durduk. Deve sütleri ikram edildi. Sahurumuzu burada yaptık. İlk defa içtiğim bu sütün tadını unutamayacağım. Sonra Kâbe’ye geldik grubumuzla birlikte tavafımızı yaptık, iki rekât tavaf namazımızı kıldık. Sayımızı yapmak için Safa ve Merve tepeleri arasına gidildi. Sayımızı yaptık. Saçlarımızdan bir tutam kesildi. Ve umremiz tamamlandı çok şükür.

Otelimizle Kâbe arasında bayağı bir mesafe olduğu için her gün servislerle ziyarete gidebiliyorduk Sevgiliyi. Servisten indikten sonra, 10-15 dakikalık yürüme mesafesi var. Çöl ikliminin yaşandığı bölgede, dolmuşların arasından, egzoz gazları buram buram, sıcak asfalt kokusu yüzüne vura vura, insan kalabalığı arasında ağır adımlarla ilerliyorduk. Nasıl bir izdiham anlatamam size. Herkes aynı Sevgiliye hasret, aynı aşk ile mecnun olmuş yollara düşmüştü adeta. Kimse kimseye karışmadan sevk-i ilahi ile yolumuza devam ediyorduk. Burada herkes eşitti. Diller çok bilinmeyenli denklemdi. Tek anladığımız dil aşk diliydi. Cümle müslümanlar en nihayetinde Sevgiliye sığınıyorduk bir liman gibi. Kâbe’mize kavuşunca, her seferinde aynı coşkuyla, yüreğimiz yerinden çıkacakmış gibi oluyordu.

Namaz kılarken bazen gözümden kaçırdığım anlar oluyordu O’nu. Fakat sütunların arkasına saklandığını biliyordum. Sanki utanıp sütunları perde edip yüzünü saklıyordu mübarek. Gamzeleri ok ok olmuş sinemi deliyordu. Bir anlık gözümün önünden uzaklaşmasına bile dayanamıyordum hasreti burnumda tütüyordu.

Yatsı namazı için hazırdık ve Kâbe imamı Mahir hocayı bekliyorduk. Sünnetini biz kıldık. O muhteşem kıraatı ile farzını kıldırdı.

Başka bir gün, sahuru yapıp servislerle Kâbe’ye gittik. Önce bu izdiham içinde kendimize yer bulmanın sevincini yaşadık. Sonra bulduğumuz yerde önümüzde sütunun olmadığına sevindik. Çünkü kalın sütunlar arasından, bir hilal gibi görünen Sevgilinin yüzüne bakarak namazımızı kılabilecektik. O an ruhumuzu büyük bir huzur kapladı. Rüya âleminde gibiydik. Elhamdülillah Rabbim bize bu günleri yaşattığı için diye sürekli dua ediyorduk. Sadece tefekkür ve dua boyutu vardı burada, dünyaya ait hiçbir telaş yoktu ne çocuk ne eş ne dost sadece Sevgili ile sen vardın.

İbadet etmediğim vakitlerde gözlere şifa niyetine uzun uzun Sevgiliyi seyrettim. Benden dua isteyen tüm Müslüman kardeşlerime, isim isim dua ettim. İnsanın içi sakin bir deniz gibi masmavi bir huzurla doluyordu o anlarda anladım.

Hudeybiye dışında, Cirane, Tenin Mescidi ve Arafat’ta umrelerimizi yaptık.

Tenin mescidine dolmuşlarla gittik. Hz. Aişe annemiz buraya gelir, buradan umresini yaparmış. Diğer ismi de “Ayşa Mescidi” olarak biliniyor. İftar için, buranın yöresel yemeği olan bol tarçınlı baharatlı pilavını yedik. Çok lezzetliydi. Yanında yine bol baharatlı tavuk çevirme ve hurma yedik. Bu yemeği çok merak ediyordum Bana da nasip oldu çok şükür. Sonrasında ihrama girdik. İki rekât ihram namazımızı kılıp niyetler tamam olarak Sevgiliye doğru yola çıktık. Sonra Kâbe’ye geldik grubumuzla birlikte tavafımızı yaptık, iki rekât tavaf namazımızı kıldık. Sayımızı yapmak için Safa ve Merve tepeleri arasına gidildi. Sayımızı yaptık. Saçlarımızdan bir tutam kesildi. Ve umremiz tamamlandı çok şükür.

Cürane Mescidine doğru yola çıktık umremizi gerçekleştirmek için. Dualar zikirler eşliğinde oraya vardık. Burası Peygamber Efendimizin (S.A.V.) ikinci umresini yaptığı mescitmiş. Cürane’de ki mescidin olduğu yerde bulunan, tek tatlı su kuyusundan kana kana suyumuzu içtik. İki rekât ihram namazımızı kılıp niyetler tamam olarak Kâbe’ye doğru yola çıktık. Sonra Kâbe’de tavafımızı yaptık, iki rekât tavaf namazımızı kıldık. Sayımızı yaptık. Saçlarımızdan bir tutam kesildi. Ve umremiz tamamlandı çok şükür.

Artık son günlerimizi yaşarken Mekke’de, Mekke müzesini ziyaret ettik. Orada güzel bir görsel şölen yaşandı. Çok beğendik. Kâbe’yi eskiden yeniye doğru anlatan her şey oradaydı. Halden hale girdik.Hira Mağarasının bulunduğu Nur Dağını, Safa ve Merve Tepesini, Veda Hutbesinin okunduğu Arafat Dağı bölgesini, Zemzem kuyularını görmeden ayrılmak istemedik.

Mekke’yi savunmak için Osmanlı Devleti zamanında yapılan Ecyad kalesinin yerinde yeller esiyordu. Yıkılmış ve yerine otel inşa edilmişti. Çok üzücü bir durumdu.

Mekke’nin en eski mezarlığı olan ve Hac esnasında ölenlerin buraya gömüldüğü Cennet-ül Mualla mezarlığına uğrayıp dualarımızı ettik tüm vefat etmişlerimizin ruhlarına.

Peygamber Efendimizin Kabenin yakınında bulunan evi ise günümüzde yeniden yapılıp Mekke ve Hac ile ilgili kaynakların yer aldığı kütüphane olarak kullanılmaktadır.

Peygamber Efendimizin (S.A.V.)  Müzdelife ( şeytan taşlamak için taşların toplandığı yer) vakfesini yaptıktan sonra konakladığı ve şeytan taşladığı bölge olan Mina bölgesini, Efendimizin Medine’ye hicret ederken dostu Hz. Ebu Bekir ile gizlendikleri Sevr Dağında bulunan mağarayı ziyaret etmeden dönmeyin inşallah.

Mekke’de ki son günümüzde, Yatsı namazımızı, teravih namazımızı ve vitir namazımızı Mahir hoca ile birlikte kıldık. O bizi yolculamış oldu son kez. Akabinde son tavafımızı yaptık. Bu tavafımı Peygamber Efendimize (s.a.v.) hediye ettim. Rabbim kabul etsin inşallah. Efendimizin (s.a.v.)  şefaatine nail oluruz cümle ümmet-i Muhammed.

Çok üzgünüz herkes hüngür hüngür ağlıyor sevgiliden ayrılmanın hüznü içindeyiz. Ayrılık, acı bir his. Mübarek Kâbe’m, varsam sana, yüzüm gözüm sürsem sana dediğim gün. Candan Sevgiliden ayrılık günü bugün.

Rabbim Haccı da nasip etsin inşallah bana ve cümle Müslüman kardeşlerime.

Seyahat Ya Rasülallah (s.a.v.)

Şifanur Özçelik Şirin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir